Ortadoğu Kadınlardaki Statüsü: Gözlemler ve Engeller

I was given the opportunity to speak at a symposium organized by the International Relations Department Student Organization at my host university two weeks ago. Though very excited for the chance to talk about women’s status, I was more than a little intimidated at the prospect of doing so in Turkish. I wrote an original draft in English, then translated it into the best Turkish I could muster. Later, I sat for hours with a dedicated and diligent group of friends who helped me work the draft into a more professional and academic register, which was the resulting speech below. Clearly, I was struggling a little bit with the pronunciation in that more academic register (so many suffixes!) but I hope my audience was able to take something away from the talk. Because of the time restraints and the language barrier, my ideas are of course less fully formed and explicated in this presentation than in real life, but “what can I do sometimes?,” as my students would say. In an event, a transcript in Turkish and my intended messaging in English is below.

.

Ortadoğu Kadınlardaki Statüsü: Gözlemler ve Engeller

Saygıdeğer öğretim üyesi arkadaşlarım değerli Kirikkale Üniversitei öğrencileri ve değeri misafir öğrencilerimiz- Yapacağım konuşma dünya üzerindeki kadınların statüsüne değinmek olacak,ve bu konulara değinirken istatistiksel verilerden ve hikayelerden çok gerçeklerden yola çıkacağım. Fakat, Ortadoğu’da yaşayan kadınlardan bahsedilmek istendiğinde nasil bahsedilebilir? Bu önemli bir sorudur. Ben Amerikan vatandaşıyım ve yaşadığım ülkedeki akademisyen arkadaşlarımla büyük bir mücadele içindeyiz. Politikacılar ve güçlü medya firmaları Amerikalılar’ın ortadoğu bölgesi ve İslam dünyası hakkinda çok az bilgiye sahip olduklarının farkındalar. Ayrıca onlar da bu konu hakkinda çok eksik bilgiye sahipler. Politikacılar ve medya birlikte çalişiyorlar. “Ortadoğudaki kadınlar mazlum, bağımlı” diye anlatıyorlar. “Zavallı kadınlar için uğraşacağız” diyorlar. Fakat sonra ne yapiyorlar? Savaşıyorlar, aynı zamanda diğer ülkere yaptırım gücü uygulatıyorlar. Bütün bunları yaptıktan sonra kadınların artik daha güvende olacaklarını, daha özgür olacaklarını, daha eğitimli olacaklarını ve daha rahat yaşayacaklarını idda ediyorlar. Amerikan halkı da aynı şeye inaniyor; fakat ben onlar gibi düşünmüyorum ve böyle bir vaatte bulunmayacağım. Çünkü; Hiçbirşey o kadar da basit değildir.

Dünyanın hiç bir yerindeki kadınlar ayrı koşullarda yaşamiyor. Sadece bir mahallede bile bu durum çeşitlilik gösterebilir. Yaşamları, maaşları, okuryazarlık durumları ve eğitim düzeyleri, medeni durumları, dinleri…. Aynı zamanda çevre faktörleri var. Köyde mi yoksa şehirde mi yaşıyor bu kadınlar? Isınma imkanlari, içme suları var mı? Bunlar çok önemli sorunlardır. Bu konu milletlerden ve mezheplerden daha önemli olabilir. Amerika’da yaşayan köylü bir kadınla kentli bir kadın,Türkiye’deki köylü bir kadınla kentli bir kadının ortak noktaları olabilir.

Zamanım kısıtlı olduğu için genel bir konuşma yapacağım. Şu konular üzerinde duracağım: şiddet ve savaş, eğitim, ve kadınların siyasi faaliyetleri.

Üzerinde konuşmak istediğim ilk konu şiddet. Şiddet birçok farklı türde olabilir; yapısal şiddet, ekonomik şiddet, duygusal şiddet… Bu şiddet türleri üzerinde tartışıp değerlendirme yapmamız çok önemli ama bugün ne yazıkki konumuzun odağı, bölgede kadınlara uygulanan, fiziksel şiddet. Suriye Irak ve Filistin şu anki açık örnekler. Suriye’de yedi binden fazla kadın şu anki savaş yüzünden öldü. Filistin’deki kadınlar çok kötü durumda yaşıyorlar. Bir askeri işgal altında yaşıyorlar,Gazze’de kuşatma altındalar ve sık sık şiddet görüyorlar. İnsanlar Gazze’nin açık hava hapishanesi gibi olduğunu söylüyorlar. Irak’taki kadınların durumu muhtemelen üçünün arasında en kötü olanı.  30 yıldır sürekli savaş ve işgal yaşadılar. Evrensel insan hakları bildirgesi şunu söyler: En önemli hakkımız yaşama hakkıdır. Eğer bu hak saygı görmüyorsa(bu hak tehdit ediliyorsa, eğer güvende değilseniz) diğer insan hakları korunamaz.

İkinci bir konumuz da eğitimdir. Eğitim için açılan sınıfların, kadınlarımızın mücadelesi açısından çok önemli bir yere sahip olacağına inaniyorum. Buna bir örnek olarak; Türkiye’deki kadınlarımızın bir çoğunun, eğitim seviyelerinin çok kısıtlı olması gösterilebilir. Bir çoğumuzun çevresinde bu tür kadınlarımız var öyle değil mi? Eğitimin eksik olduğu bir ortamda kadınsal değerlerin de arka plana atıldığını birliriz.Buna Türkiye bir örnekti sadece, fakat bunun yanısıra Irak, Süriye, ve Filistindeki okulların saldırıya uğraması, Ürdün ve Lübnan’da da eğitimin popüler olduğu halde pahalı  olması, çoğu yerde de ataerkil yapının hakim olması, gibi konular da  kadınlarımızın ikinci plana atılmasına sebep olarak gösterilebilir.demem o ki kadınlarımızın toplumda yer edenebilmesi, eğitimlerinin önünün açilması ve onların da söz sahibi olabilmesi için onlara her türlü firsatın verilmesi lazimdir.

Bugün Üçüncü ve son konum kadınların siyaset ve sivil toplum katılımcılığı . Geçen hafta birleşmiş Milletler’de uluslararası kadınler konferansı yüzüncü yildönümü  kutlandı ve bu yüzden bu konu Değılmek istedim. Kadın politikacilarimizdan çok örneğimiz var.mesela, Türkiyede bir dönem başbakan olarak Tansu Çiler vardı, fakat ABD’de, kadın olarak başkanı çıkmadı. ABD’de kongre üyesi olarak kadın oranı yüz’de ondokuzdur. Türkiye’de meclis üyesi olarak kadın oranı yüzde ondörtdür. Bana göre, kadınların siyasi ortamdaki yuzdelik oranının dahada artması, kadınların statülerini yukselticektir. Biz kadınlar için Filistinli kadınlar örnek olmalı çünkü orada devlet sistemi olmadığı halde kadınların siyaste atılım oranları çok yuksektir, bunlara örnek olarak Hanan Ashrawi, Leila Khaled, ve Haneen Zoabi verilebilir. Bunun yanısıra ortadoğu bölgesinde çok aktif politikacı kadınlar da var; sivil toplum kurumlarında çalişip ve yeni kurumların açilmasında öncülük ediyorlar.

Netice olarak kadınlarımızın statüsünün yukselmesi için başta şiddetsiz bir ortamın sağlanması ve eğitim düzeyinin yükseltilmesi gerekir. Bana yardimcı olan arkadaşlarım Sena, Kaan, ve Gülçin’a ve siz dinleyenlere teşekkür ederim.

Women’s Status in the Middle East: Observations and Obstacles  One of the most important things I have to say to you today is not a statistic or a story, but concerns the way we go about talking about the role of women in Middle Eastern societies in general. Where I come from in the United States academics are fighting a difficult battle to allow rays of insight to shoot through a bleak media and political landscape, one that capitalizes on the ignorance of policy makers and the public alike; one that allegedly seeks to empathize with and then liberate via occupation Muslim and middle eastern women who, we are led to believe, are oppressed, without agency, and without a voice. I do not intend to fall into that narrative today.

But no picture is ever as straightforward as either media nor politicians would have us believe. In every place, in every nation, the lives of women cannot be discussed as a monolith. Even within a single neighborhood, there may be numerous fractures in lived experience, such as age, education level, marital status, income or family earnings, literacy, health, religion, as well as numerous environmental factors. Is the space urban or rural? Is there access to clean water and other crucial utilities? These are important questions, the answers to which often shape the lives of women far more significantly than nationality or country of residence. Indeed, the values and lived experiences of relatively uneducated women in the rural United States and Turkey may be far more similar than either would expect. For women in opposite circumstances, the same may be true as well.

So rather than itemize the detailed statistics of women in each of the countries I’ll be touching on today I am instead going to draw out a couple themes and provide examples within those themes. Because time is short, I apologize, I will be speaking quite generally.

The first theme I want to speak on is that of violence. Violence can take many forms; there is structural violence, economic violence, emotional violence… These forms of violence are very important for us to discuss and critique but today, unfortunately, my focus is on physical violence, which is inflicted on women around the region. Unfortunately, Syria Iraq and Palestine are the current obvious examples. In Syria more than seven thousand women  have died due to the current war. Women in Palestine live in a very bad situation. They live under a military occupation and in Gaza they are under siege and experience frequent violence. People say Gaza is like an open air prison. The situation for women in Iraq is possibly the worst of the three. They have had 30 years of continuous war and occupation. The Universal Declaration of Human Rights says that the most important of our rights is the right to live. If this isn’t honored ( if that right is threatened, if you are not safe) the other human rights can’t be protected.

The second theme I want to discuss is education. The classroom is a very important place for the fight for women to unfold. Without education women are without the tools they need to improve their lives and their status. As an example, we can look to the situation of the women in our lives here in Turkey where, too often, especially in the past, their educations have been cut short. There are some obstacles to education. One of the biggest in the region is violence, as we discussed before. While literacy rates across the region are generally higher than they’ve been in the past, the education of millions of women has been disrupted in places like Iraq and Syria. Schools in Gaza and Syria have been under attack, making getting an education very difficult. In other places like Lebanon or Jordan, private education is both highly valued and prohibitively expensive. Patriarchy remains one of the biggest obstacles to education access. With access to safe, affordable, equitable education, women are better able to take their destinies into their own hands. Education for all is not a privilege, but a right.

This brings us to my third and final topic, which is women’s participation in politics and civil society. It is fitting that last week was the 100th anniversary celebration of the international women’s conference at the UN. There are many important examples of women serving in political offices across the Middle East. A point of important comparison/contrast between Turkey and the United States is political participation and empowerment. For example, Turkey has had a female prime minister (Tansu Ciler), but the US hasn’t had a female president yet. In Turkey, 14% of members of parliament are female, in the United States that rate is 19%. My view is that by actively participating in the socio-political process, women are able to make the changes our societies so badly need.We can look to the women of Palestine as an example, where, though stateless, they play important roles in  aspect of Palestinian civil society and political life, for example Hanan Ashrawi, Leila AbuKhaled, and Haneen Zoabi. This is also the case in Syria, Jordan, and Lebanon where I have personally met women fighting for rights, representation, and a decent life.

We can conclude by saying that while the situation for some women in the Middle East is very positive, too many still live under threat of violence and without access to safe education. Despite obstacles, women across the region work in powerful positions and in grassroots movements to affect change in their communities. If we know one thing, it is that as long as violence persists, the status of women, and indeed of all people, cannot improve. The cessation of violence is the first and most crucial step on the road to the betterment of women’s status in the Middle East, and indeed, across the whole world.

Advertisements

“Islam’s Diverse Paths” at Kenyon College

I had the pleasure of being interviewed by the Office of Public Affairs at Kenyon College about our slew of exciting events this spring related to the Islamicate world. It has been incredibly gratifying to watch the program grow and shift along with student interest. One of the unique advantages of the liberal arts experience, especially at Kenyon, is the ability each individual student has to shape and impact what they get out of their time on “the Hill”. Personally, I went from swearing off language study entirely, to now applying to overseas immersion programs in Arabic. The Arabic program has ballooned from a single year long introductory course, to record enrollment at the introductory and intermediate level. Every day I am meeting people who came to Kenyon because they knew it was a place where they could study the Middle East in an interdisciplinary way. I learn new things every day, both in my classes and from stimulating, intense conversations with faculty and peers alike.

What began with some buddies talking politics over dinner morphed into the Middle East Student Association, which was awarded Best New Student Organization by the Student Activities Office in the spring of 2010 and was nominated for Best Student Organization of the Year the following spring. That same organization, which I now am proud to lead, will co-sponsor at least 10 events this semester alone, everything from an Arabic/Hebrew poetry night, to a celebration of Noruz, the Persian New Year, to discussions in the lead up to Kenyon’s Center for the Study of American Democracy’s conference: “Should America Promote Democracy Abroad?” Many of my fondest memories and closest friends from Kenyon were gifts that have come via my involvement in MESA, and I am so, so lucky to have them. Each day I spend studying the Middle East brings new questions, challenges, and surprises, and I am fortunate to be in a place and with people who are similarly engaged.

The Perfect College

I happen to believe in a “best fit” college scenario– there is a school that is right for YOU.

Still, reality calls and for the hundreds of prospective college students I have or will encounter(ed) it certainly is a daunting time and task. Many of my friends at college discuss tutors and the cost of their high school tuition; many of my friends from home weigh the costs of working two jobs to afford community college.

The stakes are high, and approaches vary. I know lots of people who view an undergraduate experience as a necessary expense, of time and effort, to get training or get the piece of paper that says you’re qualified to do x job. I also know I am not alone in viewing my undergraduate experience as a time of intense personal growth and exploration.

For me, learning is an experience, not a process.

For me, you go to college to learn.

For me, you go to college to experience.

When approaching the admissions process, keep close to your heart the task of finding a place that will help you grow, and show the admissions department that you are ready to do just that.